“The Wall Bizi Durduramadı, Momentum Sistemi Durdurdu”
Düşünün ki Westeros’ta geçen, açık dünya, hikaye odaklı, aksiyon rol yapma türünde ve üstelik ücretsiz bir Game of Thrones oyunu çıkıyor…Ama oyun dünyasının pek de umrunda olmuyor…
Maalesef ki bu başarıyı (!) gösteren bir oyun mevcut: Game of Thrones: Kingsroad. Peki nasıl?
“Maalesef ki” diyorum çünkü oyunu oynarken kendimi sürekli “Keşke şöyle yapsalardı” ile başlayan cümleler kurarken buldum. Öncelikle gelin, size hızlıca sevdiğim yanlarından bahsedeyim, daha sonra oyunun neden potansiyeline ulaşamadığını konuşalım.

Oyuna üç sınıftan (Sellsword, Knight, Assassin) birini seçip, karakterimizi oluşturarak başlıyoruz. House Tyre adındaki görece mütevazı ailenin varisi olarak Westeros dünyasındaki tüm tehditlerle mücadele etmek ve hanemizi güçlendirmek üzere bir maceraya atılıyoruz. Oyun ilerleyen bir ana hikayenin yanı sıra açık dünyada keşfedilebilecek yan görevler de bulunduruyor.. Eğer GoT dünyasını seviyorsanız eminim ki oyuna başlar başlamaz hoşunuza giden bazı anlar ile karşılaşacaksınız. The Wall’da Jon Snow ile karşılaşmak, Westeros haritasında özgürce at sürmek, görevler almak, Samwell Tarly, Bolton gibi tanıdık figürleri görmek keyifli ve eşini bulmanın zor olduğu bir deneyim sunuyor. Üstelik bu karakterler dizideki yüzleriyle birebir oyuna aktarılmış. PC versiyonu için konuşmak gerekirse grafikler oldukça güzel. Manzaralar, kasaba ve kale tasarımları detaylı ve lore’a uygun tasarlanmış. Müzikler, en azından GoT evreninde olduğunuzu hatırlatmaya yetecek kadar başarılı. Oyunda zaman zaman çeviri hataları olsa da Türkçe dil desteği olduğunu belirtelim.
Oynanışa gelirsek
Oyunun dövüş sistemi gerçek zamanlı aksiyona dayanıyor. Kullandığınız kılıç, hançer ve benzeri yakın dövüş silahlarıyla düşmanlara saldırılar gerçekleştirirken, bir yandan da doğru zamanda dodge ve parry yaparak gelen atakları savuşturuyoruz. Ağır ve hafif atakları belli sırada kullanarak farklı animasyonlara ve hasar gücüne sahip kombolar çıkarmak mümkün ve açıkçası, bu animasyonlar yer yer göze hoş gelen anlara sahne oluyor. Biz atak yaptıkça dolan bir özel yetenek barı mevcut. Bu bar dolduğunda karakterimize özgü güçlü saldırıları kullanabiliyoruz. Örneğin Knight sınıfıyla oynadığımızda özel saldırı olarak güçlü bir kılıç darbesi kullanırken, Assassin sınıfını seçtiğimizde ateşli hançer saldırılarıyla düşmanlara hızlı ve etkili hasar verebiliyoruz. Oyuna bıçak fırlatma ve arbalet kullanma gibi bazı menzilli saldırı seçenekleri de eklenmiş. Ayrıca yetenek ağacında hem yeni özel hareketler açabileceğimiz hem de karakterimizin atak, defans ve destek gibi özelliklerini geliştirebileceğimiz kısımlar bulunuyor.

Fakat tüm bu saydıklarıma rağmen dövüş sisteminin ortalama olduğunu söylemek gerek. Düşman çeşitliliği sınırlı ve fazla tepkisel değil, biraz da “damage sponge” denilebilecek türden. Önemsiz bir düşmanın bile can barının gereğinden fazla olması bu durumu pekiştiriyor. Oyunun size tekrar tekrar birbirinden çok da farklı olmayan dövüşlere sokması da oynanış mekaniklerinden daha çabuk sıkılmanıza sebep olabiliyor.
Şahsen ben single player deneyime odaklanıp keyif alarak 6-7 saat kadar oynadım. Ama gel gelelim ki o andan sonra bir şeyler değişmeye başladı.
Öncelikle şunu belirteyim; Game of Thrones: Kingsroad tam olarak ne olduğu belli olmayan bir oyun. Size bir yandan single player ARPG deneyimi verirken, bir yandan ekranın solunda canlı chat aktığını gördüğünüzde “Ben şu an ne oynuyorum?” diye düşündürtüyor. Oyunda diğer oyuncularla etkileşime geçebileceğimiz bazı hublar mevcut. Bu alanlara girdiğimizde adeta bir MMORPG ortamına giriş yapıyoruz. Bu alanlarda diğer oyuncularla beraber dungeonlara girip çeşitli bosslar ile kapışmak mümkün. Bu boss savaşlarının sonunda elde edeceğiniz ödülleri alabilmek için bile RP (bir sonraki kısımda değineceğim) harcamanız gerekiyor. Eğer o an yeterli RP mevcut değilse, boss savaşını kazansanız dahi ödülleri alamıyorsunuz. Ayrıca çeşitli silahlar ve itemler satın alabileceğimiz satıcılar da bu alanlarda bulunuyor.

Oyunun baş belaları: Momentum ve RP!
Momentum sistemini görünce bu oyunun neden ücretsiz olduğunu anladım, sonunda her şey yerine oturdu. Kingsroad’da eğer ana görevleri ilerletmek istiyorsanız, o göreve girmek için belli miktarda momentum puanına ihtiyacınız var. Eğer yeterli puanımız yoksa ne yapacağız? Bazı aktiviteleri tekrar tekrar yapıp momentum puanı toplayacağız. Ama gelin görün ki oyunda belli başlı şeyleri yapabilmek için de RP puanlarına ihtiyacınız var ve bu RP puanları limitli. Yani bir gün içinde oyunda yapabileceğiniz şeylerin bir limiti var. Bütün bu limitleri aşmak isterseniz, oyun sizden kibarca kredi kartınızı rica ediyor – ya da uzun bekleyişler ve saatlerce sürecek grind partileri.
Oyunda çok net hissedilen bir çiğlik var. Mesela yaptığınız farklı yan görevlerde isimleri ve rolleri farklı olsa da modellemesi ve yüzü aynı olan düşmanlarla tekrar tekrar dövüşmek, atı keskin bir şekilde döndürdüğünüzde atın fizik kurallarına aykırı şekilde drift atması (evet, bildiğimiz Tokyo Drift tarzı), ara sahnelerdeki bazı NPC’lerin seslendirmesinin henüz eklenmemiş olması ve buraya sığdıramayacağım daha pek çok detayda oyun bunu hissettiriyor. PC versiyonu için konuşmak gerekirse ciddi performans sorunları da mevcut; sık sık “stutter” sorunu yaşanıyor.
Game of Thrones: Kingsroad tamamlanıp son hâline ulaşmış bir oyun değil. Daha önceden ücretli ve erken erişimde olan bir oyundu. Mayıs ayından itibaren de “free-to-play” olacağı duyuruldu. Henüz haritanın tamamı da erişilebilir değil. Geliştiren ekibin vaatlerine göre harita ve yeni içerikler sürekli olarak güncellenecek ve oyunun Momentum/RP sistemi daha iyi bir hâle getirilecek.

Belki bir gün…
Bu oyunun sonu nereye varır bilinmez, ama belli aralıklarla bu oyuna göz atıp bir halini hatrını soracağım. Barındırdığı potansiyele rağmen şu an için bu potansiyeli kullanmakta oldukça başarısız. Yine de Game of Thrones evrenini bir video oyununda yeniden ziyaret etme fikri sizi heyecanlandırıyorsa, en azından birkaç saatliğine göz atmanızı tavsiye edebilirim.
Son Karar
Görsel anlamda etkileyici, atmosfer açısından tatmin edici olsa da kendi tasarımıyla kendi önünü kesen bir oyun. Westeros’u özleyenler kısa bir ziyaret düşünebilir, ama taht için verilen savaş bu kadar kısıtlayıcı olmamalıydı.


